Çarşamba, Haziran 28, 2006

THY Kanada ya neden ucamadi


S.No:1237 Tarih:06/06/2006 Gazete:SABAH Sayfa/Sütun:21/1 Yazar:MAHMUT ÖVÜR Konu:THY KANADA'YA NEDEN UÇAMADI

THY Kanadaya Ucmali


S.No:172 Tarih:01/02/2006 Gazete:SABAH Sayfa/Sütun:12/1 Yazar:MAHMUT ÖVÜR Konu:THY KANADA'YA UÇAMADI!

Kanadaya Hava Muhalefei

Salı, Haziran 20, 2006

Suçlu THY değil AKP ve yöneticileri

http://www.airporthaber.com/hb/detay.php?id=6636

Geçtiğimiz haftanın en büyük kepazeliği herhalde THY’nin rötar ve sefer iptalleriydi. Her gazetede sür manşet olan ve birçok yazarın köşesine taşıdığı bu olaylara bakıp da insanın yüreğinin cız etmemesi mümkün mü?
Şöyle biraz geriye gittiğimde THY’nin nasıl başarıdan başarıya koşmuş olduğunu hatırlıyorum hemen. Yıl 1993, Amerika’da yüksek lisans yapıyorum ve Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği Sivil Havacılık Sempozyumuna Amerikalı dekanımla birlikte davet almışız. Bir bildiri sunmak için Türkiye’ye geliyoruz. O dönem Cem Kozlu yönetimindeki THY sempozyumu desteklemek adına bize de 2 adet pas bilet kesmiş. New York’tan A–310 uçağımıza biniyoruz. Yolculuk 10 saat kadar sürüyor. Benim Amerikalı Hoca öylesine etkilenmiş ki hizmetten ağzı kulaklarında. Uçuş sırasında üzerinden düşen battaniyesini örten kabin Amiri ile her kafasını çevirdiğinde güler yüzle bir şey isteyip istemediğini soran kabin memurunu hala anlatır bana. Bir zamanlar ortak proje yaptığımız Fransızlar ucuz diye bizi Air France’la uçurup uyanıklık yaparak kendileri THY ile uçarlardı hizmet süper diye. İşte böyleydi THY bir zamanlar. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Mısır’daki ihtiyaç fazlası Amerikan C-47’lerini envanterine katarak Avrupa’nın en büyük filolarından biri olan, 1970’lerde Avrupa içinde ilk geniş gövdeli uçakları hizmete sokan başarıdan başarıya koşmuş ve sürekli gelişmiş, milli gururumuz bir şirket. Peki, niye bugün yerden yere vuruyoruz Türk Hava Yolları’nı? İşte benim problemim burada başlıyor. Çünkü herkes ağız birliği etmişçesine THY’nin kötü performansından bahsediyor. Yahu performansı kötü olan şirket değil ki, idarecileri. Hükümet ve iktidar partisi partizanlık yarışında, şirket ne yapsın. Problem şirkette değil havacılık konusunda kadrosu olmayan AKP hükümetinde. Bunun üzerine birde çoğunluk hükümeti elden gitmeden doldurulmaya çalışılan kadrolar eklenince olanlar oluyor. Anlayamadığım esas nokta ise bir başbakanın karnesine eksi not olarak düşülecek işler yapan bu grubu ve de partizanlığı niye hala sürdürdüğü. Çok ufak bir örnek belki ama bir otantik Çin lokantası düşünün. Yıllardır kendisini lezzette başarıya taşımış Çinli bir şefi var. Siz lokantayı devir alıyorsunuz ve ilk yaptığınız iş size iki mutfak arasında bir fark yok diye goy goy yaptıkları için Çinli aşçıyı bir Türk’le değiştirmek oluyor. Hiç bakmıyorsunuz ki adam Çin yemeği yapamıyor. Gelen Hunan Beef istiyor siz Ali Nazik sunuyor ve bununda Hunan Beef olduğunu iddia ediyorsunuz. Sorarım size kaç gün idare edersiniz bu yöntemle. İşte THY’de de olan biten bundan ibaret. Biri Sayın Başbakana havayolu işletmeciliği çocuk oyuncağı kayıkçısı da yapar otobüsçüsü de demiş olmalı ki hemen bütün idareciler emekli edilerek yerlerine İETT ve İDO kökenli yöneticilerle yıllarca uçak tasarımından başka havacılığın hiçbir dalına bulaşmamış öğretim üyeleri getirilmiş iş başına. Hâlbuki biraz inceleseler bazı departmanların hiçbir hükümet döneminde ellenmediğini görecekler. Her siyasi dönemde partizanlık rol oynayıp şirkete birçok parti tabanlı adam alındı ancak bunlar hep işçi memur bazında idi ve de şirketin binlerce uzman personeli arasında kaynayıp gidiyordu. Bu sefer şirkete adam alınmak değil ordu alındı resmen. Birde Başbakan 59 yeni uçağı bunlar işi biliyor diye kucaklarına attı AT’ye girebilme sevdasıyla. İş iyice zıvanadan çıktı. Öncelikle uçak tiplerini belirleyemedikleri için kendilerini 2000 millik bir daire içerisine hapsedecek bir filoyu satın almış oldular. Ardından kendi adamlarını işe alabilmek için eski personeli zorunlu emekli etmeye başladılar. Sonrasında nakit sıkıntısına düşüp şirketin %25’ini daha halka arz ettiler. Bir ikram ihalesini bile beceremedikleri için tüm dünya outsource yani taşeronlarla iş yaparken şimdi de kendi ikramlarını kurmaya çalışıyorlar. Her yıl bir genel müdür ve genel müdür yardımcısı değiştiriyorlar. Sürekli medya şov halindeler ancak hiçbir hatalarını kabul etmek ve de düzeltmeye çalışmak gibi bir irfan ve erdem sahibi değiller. Onlarca sefer rötara girip bir miktarı da ekip yetersizliğinden iptal oluyor hala sayın genel müdür bu hafta sonu tarihimizin en fazla yolcusunu taşıdık ve de okulların tatile girmesi bunda etken oldu diye kendini savunuyor. Bölüm bölüm gezip askere gönüllü toplar gibi eskiden uçmuş şu anda yerde çalışan kabin memuru arıyorlar. Yahu insanları emekli edip işten çıkardınız hiç mi aklınıza gelmedi her 50 kişiye en az 1 hostes kuralı? Peki, uçak içerisinde hostes beklerken mesaisi geçmesine rağmen şirketine sadakati dolayısıyla uçan pilotların sebep olacağı bir kazada şirketin altına gireceği sigorta ve mali sorumluluğu hiç hesaba katıyor mu bu süper eğitimli sözde havayolcular? Havayolu bir planlama işi bir satranç oyunudur. Her hamleyi yaparken 2–3 hamle sonrasını düşüneceksiniz. Bir zamanlar milletin medarı iftarı olan şirketi bugün havacılığı birkaç sene öncesine dayanan özel şirketlere niye reklam malzemesi yaptırıyorsunuz diye sormak lazım sayın Başbakan’a ve AKP hükümetine. THY’yi suçlamayı bırakıp her köşe yazarının bu konu geçtiğinde THY yöneticilerinin başarısızlığını gündeme getirmesi lazım. Baştaki yöneticiler şirketi kötü yönetiyorsa Atamızın kurdurduğu şirketin suçu ne? Hele Yalçın Bayer’in sayfasındaki haberi okuyunca insan bir Türk vatandaşı olarak iyice sinirleniyor. Söz konusu haberde işe yeni alınan bir erkek kabin memurunun günah olduğu için içki servisi yapmamak üzerine Kaptan’la girdiği tartışma kaleme alınmış. Yahu bugün Arap şirketleri bile içki servisi yaparken biz niye IV Murat devrine dönüyoruz ki? Hangi ülkede ve hangi yüzyılda yaşıyoruz Sayın THY yöneticilerine sormak gerek. Her neyse fazlada uzatmadan birkaç çözüm önerisinde bulunarak bitireyim istiyorum. THY öncelikle tepe yönetimini hemen değiştirerek bu işi bilen ellere teslim edilmeli bu bir. Emeklilik yaşı doldu diye daha önünde çalışacağı uzun yıllar olan deneyimli personel tekrar sözleşmelide olsa işe geri alınmalı bu iki. Hiç vakit kaybetmeden ve de şirket iflasın eşiğine gelmeden teslimatı yapılmamış kısa ve orta menzilli dar gövdeli uçaklar hukuki cezaları ödenmek kaydıyla orta ve uzun menzilli geniş gövdeli uçaklarla değiştirilerek teslimat süreleri bir iki sene ileriye kaydırılmalı ve gereken planlamayı yapacak süre kazanılmalı bu da üç. Böylece 1980’lerin teknolojisi olan A–320 uçakları yerine geleceğin teknolojisi olan B–787 ve A–350 gibi uçakları temel alan bir 21. yüzyıl filosu kurulabilinir. Sözün özü, şirketi çarmıha germek yerine onu bu hale düşürenlerle onları en başta atayanlardan soralım hesabımızı. Dr. Korhan Oyman Asst. Prof. of Aviation Management College of Aeronautics Florida Institute of Technology koyman@fit.edu

Pazartesi, Haziran 19, 2006

THY Rötarı

http://www.milliyet.com.tr/2006/06/20/yazar/sazak.html
Türk Hava Yolları, 1980'lerde yaptığı atakla Türkiye'nin yüz akı olmuş, Cem Kozlu yönetiminde uluslararası saygınlığını rakiplerine de kabul ettirmiş şirketlerin başında geliyor. Filosunu her yıl yeni uçaklarla genişleten, "okyanus ötesi" uçuşlarda tercih edilen marka haline gelen THY'nin hizmetlerinde "eskiye dönüş" izlenimi veren bir düşüş var. Yeni uçuş noktalarına bağlı olarak ortaya çıkan personel sorunları ve geçen hafta "kabin memuru eksikliği"nden kaynaklanan rötarlar nedeniyle THY'nin AKP döneminde "ehil ellerde" olup olmadığı tartışması yeniden güncelleşti.Hava-İş Sendikası Başkanı Atilay Ayçin'in THY seferlerindeki aksamaya ilişkin değerlendirmesi önemliydi: "Uluslararası standartlara göre bir uçak için çeşitli birimlerde 230-240 görevlinin istihdam edilmesi gerekiyor. THY'de bu sayı 115'e kadar düşmüş durumda. Emeklilik nedeniyle bu sayı her geçen gün azalıyor."Milliyet'in deneyimli havaalanı muhabiri Sinan Toros, geçen haftaki kargaşada, yeni açılan 23 uçuş noktasına bağlı olarak gözlenen "plansız büyüme" stratejisinin etkili olduğunu yazdı. Yemen'den Sudan'a yolcu olup olmadığına bakılmaksızın açılan hatlar!Atilay Ayçin de, THY'nin personeli "limit dışı uçurma" pahasına sürdürülen büyümeyi "özelleştirme öncesi vitrini allayıp pullama" uğraşına bağlıyor. Ancak bu zorlamanın yeni riskleri beraberinde getireceği açık.Uçakların bakım sorunu, teknisyen azlığı, personelin yorgunluğu, kaza olasılığı ve turizm mevsimi başında yolcuları çileden çıkaran rötarlar. Kargo bölümündeki yangın bile tek başına yeterince uyarıcıydı.Özelleşme olacaksa THY'nin uğrayacağı imaj kaybı en başta iktidarın işine gelmez. AKP buna rağmen "kadrolaşma" uğruna uzman personeli dışlayan ve THY yönetimini İstanbul'daki eski belediyecilik anlayışına terk eden bir işletmeciliği sürdürmekte kararlı. Bu da ekonomik kayıp demektir. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a soru yönelten CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat'ın kabin memuru eksikliğine ilişkin "hostesleri erkek personelle değiştirme" kuşkusunu dile getirmesi de ilginçti.THY partizanlığa mı kurban edilmektedir?Özpolat'ın sorularına Ulaştırma Bakanı'nın vereceği yanıtlar açıklayıcı olacak: "THY'nin yılın ilk dört ayında uğratıldığı zararın, geçen yılın toplam zararını çoktan aştığı iddiaları doğru mudur?"Merkez Bankası gibi THY de siyasi hesaplarla "dokunulmaması" gereken kurumların başında geliyordu. AKP'nin dar kadroculuğu, özerk kurumlara zarar veriyor.dsazak@milliyet.com.tr

Cumartesi, Haziran 03, 2006

Kanada'ya uçuşa maliye engeli

http://www.sabah.com.tr/2006/05/27/yaz1336-10-113.html
Mahmut Ovur SABAH 27-5-2006

Kanada'ya uçuşa maliye engeli
Türk Hava Yolları Kanada'ya neden uçamıyor? Bu soruyu bürokrasiye sorduğunuzda verecekleri cevap belli; "Kanada istemiyor." Doğrudur, uzun yıllar Kanada bu konuda istekli görünmedi.
Ama şimdi durum çok değişti. Çünkü, Kanada ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 1 milyar doları geçti.
Daha önce de yazdım Kanada'da sadece 60 bine yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Dahası iki ülke arasında her yıl ticari ve turistik amaçlı en az 85 bin kişi yolculuk yapıyor.
Bunlar bir ülkeye uçuş koymak için ciddi rakamlar. Ancak bugüne kadar ne yazık ki bu başarılamadı. Şimdi Kanada tarafı bu konuda önemli bir noktaya geldi.
Geçtiğimiz Nisan ayının 25'inde Ankara'da üç gün süren bir toplantı yapıldı.
Toplantıya Türk Sivil Havacılık Kurumu, Kanada Sivil Havacılık, THY, AirKanada ve West Jet yetkilileri katıldı. Ayrıca Kanada Büyükelçiliği'nden Ticaret Ateşesi Can Özgüç, Dışişleri Bakanlığı Hudut Dairesi Başkanı Hamit Osman Olcay ve Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu da katılımcılar arasındaydı.
Sivil havacılık çevrelerinden aldığımız bilgiye göre o toplantıda Kanada, Türkiye'nin Toronto'ya haftada üç kez uçmasına izin verdi. Bu önemli bir açılımdı. Herkes bu anlaşmanın imzalanmasını beklerken ortaya sürpriz bir biçimde "Çifte Vergilendirmeyi önleme" sorunu çıktı.
Kanada tarafı bu görüşmeleri fırsat bilerek Türkiye ile "Çifte Vergilendirmeyi önleme" anlaşmasını yapmak istiyordu. Ancak, bizim Maliye Bakanlığı bu anlaşmayı imzalamaya yanaşmadı.
Ve ipler koptu. Oysa Türkiye daha önce bu anlaşmayı tam 61 ülkeyle imzalamış.
Kanada'da gazetecilik yapan Hasan Yılmaz gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor: "Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı web sitesinde Türkiye'nin 62 ülke ile çifte vergilendirme anlaşması olduğu yazıyor. Bu ülkelerin arasında Bangladeş ve Moğolistan da var. Moğolistan'la ticari ilişkimiz 3-4 milyon dolar civarında. Oysa Kanada ile 1 milyar dolar civarında ve hızla artıyor. Yapılması gereken bu anlaşmayı bir an önce meclise göndermek. Ama gönderilmedi. Sebebini de kimse bilmiyor." Acaba bu konuda bizim bilmediğimiz gizli bir gerekçe mi var? Ayrıca THY yetkilileri bu sorunu çözmek için ne yapıyorlar doğrusu merak ediyorum.

---------------------------------------------------------------------
Turkiye Cumhuriyeti'nin yapmis oldugu Cifte Vergilendirmeyi Onleme Anlasmalarinin listesine asagidaki linkten ulasilabilir.
http://www.gelirler.gov.tr/gelir2.nsf/CifteVergilendirme?OpenPage

CanadaTurk Haziran 2006 THY haberi


Çarşamba, Mayıs 10, 2006

Ufukta Türkiye Göründü

Evet bir eğitim yılını daha kazasız belasız tamamladık sonunda. Bizim kuzucukları mezun ettik, kepler havaya atıldı, notlar idareye verildi, pilot sertifikaları yazıldı ve biz öğretim üyelerinin de böylece yaz tatili başlamış oldu. Bu yazki tatilin benim açımdan başka bir önemi de neredeyse tamamının Türkiye’de geçecek olması. Sonunda Mayıs’ın 19’ unda sevgili Ata’mın Samsun’a ayak bastığı o mübarek günde Delta Havayolları ile ülkeme kavuşacağım kısmetse.

Eh tatil uzun olunca hazırlıklarda aylar önce başladı tabiki. En önemli konu ise uçak biletleriydi. Yıllardır gelenek olarak hep THY ile uçarız ailece. Her ne kadar 200 yolcuya 100 de kucaktaki bebekleri ve çocukları ilave edince kabin resmen ana sınıfına dönüşse de yinede memlektim insanlarının muhabbetleri, komşu koltuklarla paylaşılan Türk gazeteleri ve de hemen hemen her zaman kokpitte veya kabinde rastlaşılan tanıdık simalar üç beş kuruş pahalıda olsa Türk Hava Yolları yolcusu yapmaya yetmiştir her zaman bizi. Son üç yılda her seferinde rötarlı kalkmış ve de varmış olsa da, her seferinde dönüşte aktarmamızı kaçırmış olsak da ve de her yıl Atatürk Hava Limani kontuarında bizim bir bacak milleri işlemeyi unutsalarda yine de hep THY’yi seçmişizdir.

Ancak bu yıl geleneklere veda etmek zorunda kaldık malesef. Çünkü THY’nin Amerika hattındaki rakibi ile arasında fiyat farkı yaklaşık 700 dolar kadar. Düşünebiliyormusunuz Nisan ayının başında Mayıs’ın ortası yani ara sezon için bilet alıyorsunuz ve Delta Havayolları 950 dolar fiyat verirken aynı hatta THY 1650 dolar fiyat veriyor. Zaten elektronik bilet için internete girdiğinizde seçeneklerin hepsi SkyTeam üyelerinden oluşuyor. Delta, KLM, Northwest, Continental, Alitalia, Air France. Yani bizim ülkeyle Amerika arasındaki hatların yeni kralı bu grup. Hangi internet servisini ve hangi acentayı ararsanız arayın karşınıza bu şirketler çıkıyor. Bu arada Emirates veya El AL ile Tel Aviv veya Dubai üzerinden Türkiye’ye uçmak bile daha ucuz THY’den.

Tabiki serbest pazar ekonomisi ve rekabet var ve THY’de istediği fiyata bilet satmakta serbest. Benim anlamadığım neredeyse Patagonya ve Muz Cumhuriyeti dışında her geri kalmış ülkeye tarifeli sefer koyup, sonra bunları 100-150 Euro arasına tanıtım maksadıyla birde extra mil ilave ederek satmaya çalışan THY niye hala Amerika gibi tüm büyük havayolu şirketlerinin pazar payını arttırmaya çalıştığı bir ülkeye daha çok sefer düzenlemediği.

Demekki bu büyük havayolu şirketleri işi hiç bilmiyorlar. Süper karlı Sudan, Yemen falan gibi hatlar dururken kalkmışlar Amerika’ya yoğunlaşıyorlar. Herhalde bu ekonomistler de yalan söylüyorlar bizlere. Neymiş efendim kişi başına milli geliri yüksek olan ülkelerde insanların harcanabilir geliri de yüksek olurmuş. Dolayısıyla havayolu seyahatine ayıracak daha çok paraları kalırmış ceplerinde. Eh 20 bin dolar milli geliri olan Amerika yerine bizimkiler 200-300 dolar kişi başı milli geliri olan yerlere sefer koyduğuna göre bu ekonomistlerin lafina da fazla guvenmemek lazim.

Neyse lafı fazla uzatmıyayım. Benim şimdi en büyük umudum Uğur Abi’nin Kokpit köşesinde geçen yıl yazdığı gibi Tuncay Doğaner’in Türkiye’nin Richard Branson’u veya Pegasus’un Türkiye’nin Easy Jet’i olmayı başarıp THY’nin ve Delta’nın Amerika ve diğer okyanus aşırı hatlardaki hükümdarlığına son verecek bir girişim içine girmeleri. Kimbilir belki sonunda bir Türk taşıyıcısı 150-200 dolara 5 saatlik İst-Frankfurt-İst hattında uçmaktan ya da 9 YTL’ye Diyarbakır’a uçmaktan bıkarda bizde Amerika’ya kendi bayrağımızı taşıyan bir başka şirketle uçma imkanı kazanırız. Hepinize iyi haftalar ve de iki hafta içerisinde Türkiye’den yazacağım yazılarda görüşmek dileğiyle hoşçakalın sevgili okurlarım.
Dr. Korhan OYMAN
College of Aeronautics Florida Institute of Technology
150 W. University Blvd.
Melbourne, FL 32903, USA
koyman@fit.edu
http://www.airporthaber.com/hb/yazar.php?id=836

Salı, Mayıs 09, 2006

MNG Havayollarinin Kanadaya Charter Kargo Tasimaciligi Izni

http://forms.cta-otc.gc.ca/AirLicences/Licence_e.cfm?LicenceID=2631
http://www.cta-otc.gc.ca/rulings-decisions/decisions/1998/A/417-A-1998_e.html

Kanada'nin yabanci Havayollari icin basvuru kosullari

http://www.tc.gc.ca/CivilAviation/Regserv/Affairs/cars/Part7/Subpart1.htm

THY Amerika Hatlari

T.Kotil: Türk Hava Yolları olarak New York’a daily (günlük), Şikago’ya da günde 5 uçuş yapıyoruz. Buralarda yıllardan beri kapasite arttırımı yapamadık. Dolayısıyla bir boğulma mevcut. Sıhhatli bir ekonomide arz talep bir noktada buluşurlar. Havacılığı örnek alırsak, belirli bir bilet fiyatı vardır, yolcu bu bileti bu fiyata almaktan, taşıyıcı da aynı fiyattan satmaktan mutlu olur. Kesişen bu nokta ekonominin oluştuğu noktadır. Eğer siz arzı azaltırsanız, bu sefer kesişilen nokta daha pahalı bilet anlamına gelir ki yolcu bundan mutlu olmaz. Eğer arzı çok artırırsanız, bilet fiyatı çok aşağıya düşer, bu sefer taşıyıcı mutlu olmaz. Amerika seferlerimiz böyle, arzı fazla artırmadığımız seferler. Çok mutlu değiliz. Aynı zamada New York’tan Delta Airlines’da geliyor. Onlarda daily uçuyorlardı ama bildiğim kadarıyla onlar şu anda bu seferleri azalttılar. Sonuçta Atlantik üzerindeki seferlerimizi destekleyeceğiz. Orada büyük bir büyüme potansiyelimiz var. Kanada’ya Toronto’ya uçmak istiyoruz. Oranın sivil havacılığından bir onay alınamadı. Bir engelimiz var ama Toronto’ya uçmak istiyoruz.
http://www.tursab.org.tr/content/turkish/home/Dergial/264/264Thy.asp

Pazartesi, Mayıs 08, 2006

Airports Sector Report -Turkey

Prepared by UK Trade and Invesment in 2005
http://downloads.uktradeinvest.gov.uk/turkishairportsector.pdf

THY'nin IMKB bildirisi 27/10/2003


Türk Hava Yollari A.O.'nin 27.10.2003 tarihli yazisi asagiya çikarilmistir.
"Konu: Sermaye Piyasasi Kurulu'nun Seri:VIII, No: 39 sayili Tebligi uyarinca yapilan açiklamadir.
Ortakligimiz yönetim kurulunun 10.10.2003 tarihli toplantisinda 2004 yaz tarifesi itibariyle uzun menzilli uçak sayisinin arttirilmasina ve ülkemiz ile Kanada arasinda Ortakligimizin Toronto'ya sefer yapilabilmesine teminen ikili Hava Ulastirma Anlasmasi'nin aktedilmesi sartina bagli olarak haftada üç gün Istanbul/Toronto/Istanbul seferlerinin baslatilmasi hususunda karar alinmistir. Sermaye Piyasasi Kanunu'nun Seri:VIII, No:39 sayili "Özel Durumlarin Kamuya Açiklanmasina Iliskin" Tebligi uyarinca, bilgilerinize arz ederiz."


KANADA'DAN TURKIYE'YE DOGRUDAN UCUS YOK
Bizim Anadolu (Mart 2004 sayisi)

THY, Toronto’ya uçacak (28/09/2003)

Türk Hava Yolları, Amerika kıtasında New York ve Chicago'dan sonra Kanada'nın Toronto şehrine uçacak. Seferler 2004 yaz sezonunda başlayacak.
Yapılan araştırmalarda Kanada'da Türk nüfusun yoğun yaşadığı Toronto'da ciddi bir yolcu potansiyeline ulaşıldı. THY, Türk yolcuların yanı sıra Kanada'da yaşayan çok sayıdaki İran, Pakistan, Lübnan, Hint, Arap, Ukrayna, Rus, Sırp, Hırvat, Boşnak ve Makedon asıllı etnik nüfustan da pay almayı hedefliyor.
Kanada'ya gelen uluslararası hava trafiğinin yüzde 60'ı THY'nin de uçmayı planladığı Toronto Pearson Havalimanı'na iniyor. Şehrin coğrafi konumu sayesinde Amerikan nüfusunun en yoğun yaşadığı kuzey şehirlerine yakın olması ve uygun sefer bağlantıları ile New York ve Chicago seferlerine destek olacak önemli bir aktarma noktası özelliği taşıyor. THY, Kanada'ya sefer yapılabilmesi için her iki ülkenin de sivil havacılık otoritelerine başvurdu.

http://www.hurriyetim.com.tr/archive_articledisplay/0,,nvid~317608,00.asp

THY Malezya ve Kanada'ya uçacak (22/08/1999)

Türk Hava Yollari A340 tipi uçaklarla Malezya'da Kuala Lumpur ve Kanada'da Toronto'ya uçmak için çalisma baslatti. Kuala Lumpur seferleri ile Avusturalya'daki Türklerin rahatça Istanbul'a ulasmalari hedefleniyor. Ancak THY uçaklari Kuala Lumpur'a kadar sefer yapacak, Kuala Lumpur-Sydney arasinda ise Malezya Havayollari'ndan koltuk alinarak sefer baglanacak. THY'nin Kanada'da Toronto ya da Montreal seferleri için pazar arastirmalari sürüyor. Öte yandan THY, Güney Amerika'da basta Meksika olmak üzere bazi büyük ülkelerde Genel Satis Acentasi kuracak.
http://arsiv.hurriyetim.com.tr/tatilpazar/turk/99/08/22/yazarlar/55yaz.htm

Haftada 3 gün İstanbul/Toronto/İstanbul

İSTANBUL - Türk Hava Yolları (THY), haftada 3 gün İstanbul/Toronto/İstanbul seferlerini başlatıyor.
Türk Hava Yolları A.O.'ndan Borsa Başkanlığı'na gönderilen açıklamada, ortaklık yönetim kurulunun 10 Ekim 2003 tarihli toplantısında 2004 yaz tarifesi itibarıyla uzun menzilli uçak sayısının arttırılmasına ve Türkiye ile Kanada arasında ortaklığın Toronto'ya sefer yapılabilmesine teminen "İkili Hava Ulaştırma Anlaşması"nın aktedilmesi şartına bağlı olarak haftada 3 gün İstanbul/Toronto/İstanbul seferlerinin başlatılması hususunda karar alındığı bildirildi.
Dunya Gazetesi - 27-10-2003
http://www.dunyagazetesi.com.tr/news_display.asp?upsale_id=148647

THY kavgası

Bakanın THY yönetimine 'rötar' tepkisinin ardında belediye günlerinin gölgesi de var.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın "Rötarlar THY'nin imajına zarar verdi. Kâr yapacağız derken yanlış yapıldı. THY'yi bakanlığa bağlarım" sözleri, o günleri bilenlere İstanbul Belediyesi'ndeki eski anlaşmazlığı hatırlattı.
BAKAN Yıldırım, THY Başkanı Karlıtekin ve Genel Müdür Gündoğdu, Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde ulaşımdan sorumluydu. Karlıtekin'e bağlı çalışan Yıldırım, ikiliyle ulaşım projesinde anlaşamıyordu...

Ulaştırma Bakanı'nın THY öfkesi derin AB Ülkeleri Ulaştırma Bakanları toplantısına katılmak için Amsterdam'a giderken, uçağının rötar yapması nedeniyle bir saat beklemek zorunda kalan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın THY yönetimine yaptığı ağır eleştiriler dün basında yer aldı. "THY yönetimi kar yapacağım derken yanlış yaptı. Hizmeti aksattı" diyen ve THY'yi bir yıl içinde özelleştirilemezse bakanlığa bağlamaktan söz eden Yıldırım'ın bu öfkesinin temellerinin eskiye dayandığı öğrenildi.
Kavganın 3 kahramanı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin ve THY Genel Müdürü Abdurrahman Gündoğdu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin üst düzey yöneticileri arasındaydı. O dönem, Yıldırım İDO Genel Müdürü, Karlıtekin İştirakler Başkanı, Gündoğdu ise Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapıyordu. Buna göre Yıldırım ve Gündoğdu, Candan Karlıtekin'e bağlı çalışıyorlardı. Ancak aralarında çekişme vardı. Gündoğdu,İETT, İDO ve Şehir Hatları İşletmeleri'nin Ulaşım A.Ş. bünyesinde toplanmasını savunuyordu. Aynı zamanda Ulaşım A.Ş.'nin murahhas azası olan Candan Karlıtekin de, Gündoğdu'yu destekliyordu. İDO Başkanı olan Binali Yıldırım ise bu fikre şiddetle karşı çıkıyordu.
KAVGA BİTMİŞ DEĞİL
Geçmişte yaşanan bu çatışmalar, şimdi ulaştırma konseptinde birlikte hareket etmeleri gereken bu isimlerin şimdiki görevlerinde de karşı karşıya gelmelerine neden oldu. Daha önce Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı olan THY, özelleştirme kapsamına alınarak Kamu Ortaklığı İdaresi'ne bağlandı. Ancak, 10 yılık süresi dolmasına karşılık bir türlü özelleştirilemedi.
Daha önce Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'e bağlı olan THY şimdi de Özelleştirme İdaresi kanalıyla Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a bağlı. Bu nedenle THY'nin, Ulaştırma Bakanı Yıldırım'ın önerilerini dikkate almadığı ileri sürülüyor. İddiaya göre Bakan Yıldırım, yönetim anlayışı konusunda şirketi fırsat buldukça eleştirip, uyarılarda bulunuyor. Ancak, THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin ve Genel Müdürü Abdullah Gündoğdu, Kemal Unakıtan'a yakınlıkları nedeniyle bu uyarıları kulak arkası ediyorlar.
RÖTAR BAHANESİ OLDU
Tüm bu yaşananlar arasında Bakan Yıldırım'ın AB Ülkeleri Ulaştırma Bakanları toplantısına katılmak için Amsterdam'a gitmek isterken THY uçağının rötar yapması kavgaya tüy dikti. Bunun üzerine bir saat gecikmeli olarak Amsterdam'a giden Bakan Yıldırım'ın burada yaptığı açıklama kavgayı iyice ısıttı. Vatandaşların THY seferlerine yönelik tepkilerine hak verdiğini belirten Yıldırım, "THY seferlerinde sık sık yaşanan rötarlar uçuş ekibi ile vatandaşı karşı karşıya getiriyor. Özelleştirme adına, kar yapacağız derken yanlış yaptılar. Vatandaş THY'nin ne kadar kar yaptığına değil, gördüğü hizmete bakar" dedi. Şu anda izlenen kar odaklı anlayışın, hizmetin aksamasına neden olduğunu belirten Yıldırım, "Tarife düzenlemesinde bazı riskler gerçekleşti. Riskli yerlere seferler konuldu, gereksiz uçuşlar yapılmaya başlandı. Yedeksiz uçuşlar da rötarları arttırdı. Yaşananlar THY'nin imajına yakışmadı. İmajınız bozulursa telafi edemezsiniz. THY bundan böyle operasyonlarını daha dikkatli yürütmek zorunda" şeklinde konuştu
'BAKANLIĞA BAĞLARIM'
THY'nin 10 yılı aşkın bir süredir özelleştirilememesinden de şikayet eden Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: "Özelleştirme İdaresi, geçtiğimiz günlerde 12 aylık bir süre istedi, biz de verdik. Bu son uzatmadır; bu sürenin sonunda bir daha uzatma düşünmüyoruz. Ya özelleşmesi gerçekleşir ya da sektörel bütünlük açısından eski haline gelir. Tekrar Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanırsa, Türk Telekom gibi bizim çatımız altında özelleştirilir. Çünkü, mevcut haliyle sistem yürümüyor." THY'ye sert çıkan Yıldırım'ın, şirketin kendilerine devredilmesi halinde halka arz yoluyla özellikle gurbetçi işadamları ile işçilere pazarlayarak özelleştirmeyi planladığı öğrenildi.
THY'ndan isimlerini açıklamak istemeyen yetkililer de, Yıldırım'ın kendilerini eleştirdiğini kabul ederek, şu açıklamayı yaptılar: "Biz de uçmak istiyoruz ama 13 RJ-100 uçağı bakıma alındı. İki Boeing uçağın da kira süresi doldu. Filomuzdaki uçak sayısı 65'ten 50'ye indi. Bunun sıkıntıları oldu. Son günlerde NATO Zirvesi nedeniyle bomba ihbarları da sıklaştı. Bu da rötarlara neden oldu. Bu hafta yedekli uçuşlara başlıyoruz. Gerekli yazı gelince 6 RJ-100 uçağımız uçuşa başlayacak. Yedi RJ-100 uçağının ise kira süresi doldu."
Salim YAVAŞOĞLU-- MERKEZ
SABAH 13/07/2004